“Beslenme, insan ihtiyaçlarının başında gelir. İnsan çoğu ihtiyacından vazgeçebilir. Ancak beslenmeden vazgeçemez. Çünkü beslenmeden yaşamın sürdürülebilmesi olanaksızdır. Ancak unutulmaması gereken; beslenmek ile karın doyurmak aynı şeyler değildir.”
Doğru besinler tüketerek sağlık bulabilir, yanlış beslenerek hasta olabiliriz. Kişi için en doğru beslenme planı bir diyetisyen tarafından belirlenmelidir. Diyetisyen; besin ve beslenmenin sağlık üzerindeki işlevi konusunda bir otoritedir. Bu kişiler, sağlık, beslenme önerileri ve beslenme bilgileri konusunda güvenilir kaynaklardır. Beslenme ve diyet konusunda toplumumuzdaki bilgi kirliliğine karşı, üniversitelerden edindiği teorik bilgilerini pratikte kullanarak insanlara doğru beslenmeyi öğretmeyi amaçlayan diyetisyenlere güvenin.
Diyetisyen denince aklınıza sadece zayıflama diyetleri, kibrit kutuları gelmesin. O devir geçti, gitti artık. İnsanlar sağlıklı beslenmeyi öğrenmek için de diyetisyene danışıyor. Diyetisyen, beslenmenin olduğu her yerde; beslenme de insanlık var olduğu müddetçe devam edecek. Bebeklikten yaşlılığa her evrede doğru beslenme bilgilerine ve önerilere ihtiyacınız vardır. Mesela; gebesiniz veya gebe kalmaya çalışıyorsunuz, nasıl beslenmeniz gerektiğini bilmelisiniz. Belki de bebeğinize süt veriyorsunuz, bebeğinizi büyütüyorsunuz. Çocuğunuza okulda yemesi için öğün hazırlıyorsunuz. Bir diyetisyene danışmanız gerekebilir. Belki de bir sporcusunuz, bir ofis çalışanısınız. Belki bir hastalığınız var, bir ilaç kullanıyorsunuz. Bu durumlarla ilgili beslenme bilgilerini bir diyetisyenden öğrenmelisiniz.
İnsanlar, diyete ve diyetisyene en çok kilo vermeye çalışırken ihtiyaç duyuyor. Peki, böyle mi olması gerekir? Yani diyetisyene danışmak için aşırı kilolara ulaşmak mı gerekir? Hayır! Aslında diyetisyen bir problem çözücü değil, bir eğitimci olmalıdır. Diyetisyenlik, hastalık başa gelince değil, sağlıkta danışılması gereken bir kurumdur. Peygamber Efendimiz (s.a.v); “Hastalık gelmeden sağlığınızın kıymetini bilin” buyuruyor. Diyetisyene danışmak için de bir şeker hastası, bir kalp hastası, bir tansiyon hastası, bir obez olmayı beklemeyin. Diyetisyene sağlıklı günlerinizde danışın. Sağlıklı bir şekilde yaşamaya devam edin.
Peki diyetisyene danışmadan kendiniz diyet yapabilir misiniz? Belki yaparsınız. Ancak bu sizin için en uygun diyet olmayabilir. Çünkü gerçek diyetisyen kişiye özel diyet programı hazırlarken; kişinin yaşı, cinsiyeti, hastalıkları, kullandığı ilaçlar, kan değerleri, beslenme alışkanlıkları, fiziksel aktivite düzeyi ve daha birçok kıstasa göre yeterli ve dengeli beslenmeyi sağlamayı amaçlar. Diyetisyen bunun eğitimini almıştır. Bazı kan değerleri ve hastalıklar kilo vermeye engel olur. Bazı ilaçlar bazı besinlerle etkileşime girer. Diyetisyen bu durumları değerlendirir ve bunun neticesinde kişiye özel bir beslenme planı oluşturur ve diyet sürecinde de kişiyi motive eder.
Kilo Vermenin Önündeki Engeller
Obezite Dünya’nın en büyük sağlık sorunlarından biri haline geldi. Obezite ile mücadele için programlar, projeler geliştiriliyor. İnsanların daha aktif olması, daha sağlıklı beslenmesi için kampanyalar düzenleniyor. Değişen yaşam koşulları, yanlış beslenme alışkanlıkları ve hareketsizlik obezitenin en büyük nedenlerinin başında geliyor. Obezite; kalp-damar, yüksek tansiyon, diyabet, kanser gibi hastalıklara yol açabilir. Aşırı kilolu ve obez bireyler bu hastalıklara yakalanmamak için kilo vermeye karar veriyor. Ancak kilo vermek, kolay gibi görünse de bazen zor ve karmaşık olabiliyor. Kişiler, kilo vermenin önündeki engellere takılabiliyor.
Hastalıklar, hormonlar, ilaçlar
Bazı hastalıklar ve hormon düzeyleri kilo vermenize engel olabilir. Ülkemizde yaygın olarak görülen tiroid hastalıkları kilo kontrolü üzerine direkt olarak etkilidir. Yine insülin metabolizma hastalıkları, prolaktin hormonu düzeyleri, polikistik over sendromu, cushing sendromu vb durumlar kilo vermeyi zorlaştırır. Bu hastalıklarda öncelikle hastalığın tedavi yolları aranmalıdır. Tedaviye başlamadan kilo vermek zordur. Uygun tedavi yolları ile kişiye özel hazırlanan diyet programı ile kişinin kilo vermesi sağlanabilir.
Yine bazı ilaçların kilo verme üzerine olumsuz etkileri vardır. Kortizol ilaçları, antidepresanlar, antihistaminler kilo vermenize engel olabilir. Kullandığınız veya kullanacağınız ilaçların kilo verme üzerine etkisini doktorunuzdan öğrenebilirsiniz.
Kilo verme programlarına başlamadan önce doktor kontrolünden geçerek bu problemlere sahip olup olmadığınızı öğrenebilirsiniz. Sonrasında diyetisyeninizden size en uygun beslenme programını isteyiniz.
Başaracağınıza inanmamak
İnanmak başarmanın yarısı derler. Zayıflamak bir yolculuktur. Sabır ve irade gerektirir. Bu yolculukta; inancınız yolunuza ışık tutar. Başaracağınıza inanmak sizi motive eder. Yoksa en ufak bir engelde diyetinizi bozarsınız. Yolun yarısında pes edebilirsiniz. O zamana kadar verdiğiniz kiloları geri de alabilirsiniz. Sonrasında psikolojiniz daha da bozulur. Daha da çok kilo alabilirsiniz. Bu yüzden inandığınız yolda sonuna kadar savaşın. Kimse sizi yıldıramazsın. Başardığınız; o istediğiniz kıyafeti giydiğiniz, o daha rahat hareket edebileceğiniz günleri düşünün. İşte o zaman hedefe ulaşma yolunda inancınızı kaybetmezsiniz.
Kısa vadeli ve büyük hedefler
Hedefleriniz makul olmalı. 30 kilo fazlalığınız olabilir. Kendinizi 3 ayda 30 kg vermeliyim diye şartlandırmayın. Daha uzun süreye yayın. Mantıklı hedefler koyun. Mesela hedefleriniz haftalık olsun. Dünya Sağlık Örgütü de haftada 0,5 ila 1 kg kaybı önerir. Kalıcı ve sağlıklı bir kilo kaybı için olması gereken de budur. Hedeflerinizi bir uzman yardımıyla da belirleyebilirsiniz. Haftalık bir yanlış beslenme alışkanlığınızı düzeltmekle de başlayabilirsiniz. Kilolar birkaç günde alınmadığı gibi birkaç günde de gitmez. Bu konuda kendinize zaman tanıyın.
Hareketsizlik
Hareketsiz bir yaşam, kilo vermenin önündeki en büyük engellerden biridir. Yoğun çalışma saatleri, şehrin kalabalığı, hayat temposundan yürüyüşlere, spora zaman kalmayabiliyor. Ancak bu bahane olmamalıdır. Her boş zamanı sağlığınız için hareket ederek geçirmelisiniz. Yürüyüşün, sporun sağlığa faydalı saymakla bitmez. Kilo vermek üzerine etkisi de büyüktür. Örneğin; 80 kg bir insan haftada sadece 5 saat yürüyüş yaparak ayda 1 kg verir. Bu kişi diyet de yapıyorsa ayda 3-5 kg verebilir. Hem yürüyüş yaparak daha mutlu, daha enerjik olursunuz. Kilo vermeyi amaçlıyorsanız günde 10000 adım atmalısınız ya da haftada ortalama 300 dakika yürüyüş yapmalısınız.
Yüksek kalorili besinler
Türk milleti olarak hamur işleri, tatlılar, kızartmalar sofralarımızdan eksik olmuyor. Onlar eksik olmadıkça vücudumuzda fazlalıklar oluşuyor. Sürekli yüksek kalorili besinler tüketmek kilo almanıza neden olur. Bir de bunun bağımlılık tarafı var. Yediğiniz basit karbonhidratlar, yağlar sizi bunlara bağımlı hale getirebilir. Tıpkı zararlı madde bağımlılığı gibi, bu şekerli, yağlı gıdalardan vazgeçmek kolay olmayabilir. Sonucunda hem bedeniniz hem sağlığınız olumsuz etkilenir. Kilo almamak veya kilo vermeye başlamak için kalori miktarını kısıtlamalısınız. Kilo alıp verme işi bir matematik işidir. Kilo vermek için aldığınız kaloriden fazlasını harcamanız gerekir. Günlük enerji ihtiyacınız; kiloya, boy uzunluğuna, yaşa, cinsiyete, genetik mirasa, hastalıklara, fiziksel aktive düzeyine, bazal metabolizma hızınıza vb birçok faktöre göre hesaplanır. Bunun için bir uzmana danışmanız en doğru yoldur.
Diyetiniz size özel mi?
Diyet programları parmak sizi gibi kişiye özel olmalıdır. Aynı kiloda olan iki insanın bile diyeti aynı olmayabilir. Diyetisyenler; diyet programı hazırlarken birçok kıstası göz önünde bulundururlar. Mesela beslenme alışkanlıklarınız, sevdiğiniz, sevmediğiniz besinler, alerjiniz olan besinler, ilaç kullanımınız bunlardan sadece birkaçıdır. Bu yüzden bir arkadaşınızın uyguladığı ve sonuç aldığı bir diyet programı size uygun olmayabilir. Kişiye özel olmayan diyetler genellikle başarısızlıkla sonuçlanıyor. Gazetelerden, internet sitelerden uzman olmayan kişiler tarafından yazılan yeterli ve dengeli beslenmenin göz ardı edildiği diyet programları sağlığınızın bozulmasına neden olabilir. Bu yüzden işi uzmanına bırakın ve diyetiniz için bir diyetisyene danışın.
Diyetisyenden Soğuklara Kalkan Olacak Bir Menü
Sabah:
- Yumurta (üzerine zerdaçal serpin)
- Tam yağlı peynir
- Söğüş mevsim yeşillikleri
- Tam buğday veya çavdar ekmeği
Kuşluk:
- Portakal veya Nar
Öğle:
- Yoğurt çorbası
- Kıymalı karnabahar yemeği
- Limonlu bol salata
- Tam buğday veya çavdar ekmeği
İkindi:
- Ihlamur çayı + Fındık
Akşam:
- Hamsi buğulama
- Bulgur pilavı
- Renkli salata (havuç + kırmızılâhana + domates + turp + yeşillikler)
Gece:
- Tarçınlı zencefilli süt + çiğ badem



